YÜKLENİYOR

Aradığınız kelimeyi yazın

Kadın Doğum Kadın Sağlığı Vitrin

Aşılar Güvenli Midir? Bilimsel Veriler Işığında Bir Değerlendirme 5/5 (5)

En son söyleyeceğimizi en baştan söyleyelim: Aşılar güvenlidir ve Otizme veya başka benzer bir hastalığa yol açmazlar. 1796 yılında ilk defa çiçek hastalığına karşı geliştirilen aşıdan bu yana, aşının faydadan çok zarar vereceğine dair korku hep var oldu. O zamanlar için bu korku anlaşılır olsa da, günümüzde bir takım komplo teorilerine inanarak çocuklarına gerekli olan aşıları yaptırmayan ve sadece kendi çocuklarını değil, toplum sağlığını riske atan ebeveynler, bu çağda anlaşılması ve kabul edilmesi oldukça zor fenomenler olarak karşımıza çıkıyor. Çiçek hastalığı ve bir çok öldürücü hastalık bu aşılar sayesinde ortadan kaldırıldı ancak bu korku hala var olmaya devam ediyor.

Aşıların İçerdiği Kimyasal Maddeler

Aşıların üretiminde yaygın olarak kullanılan kimyasallar arasında süspansiyon sıvılar (steril su, salin veya protein içeren sıvılar); koruyucu maddeler ve stabilizatörler (örneğin albümin, fenoller ve glisin) ve aşı etkinliğini arttırmaya yardımcı olan adjuvanlar veya destekleyiciler bulunur. Aşılar ayrıca, tavuk yumurtası proteini gibi, aşıda kullanılan virüsü veya bakteriyi büyütmek için kullanılan çok az miktarda kültür materyali içerebilir. Aşılarda bulunan bu kimyasal maddelerin dozu çok düşüktür ve bir aşı piyasaya çıkmadan önce yıllar süren testlere tabi tutulur.

  • Alüminyum jelleri veya alüminyum tuzları, aşının etkisi arttırmak için için adjuvan (destekleyici) olarak kullanılırlar. Adjuvanlar, daha erken, daha güçlü ve aşıya daha kalıcı bir bağışıklık yanıtı geliştirmeye yardımcı olurlar.
  • Antibiyotikler, aşının üretimi ve saklanması sırasında bakteri geliştirmesini engellemek için eklenirler.
  • Yumurta proteini, tavuk yumurtası kullanılarak hazırlanır ve influenza ve sarı humma aşılarında bulunur. Yumurta veya yumurta ürünlerini güvenli bir şekilde yiyebilen kişiler bu aşıları olabilirler.
  • Formaldehit, toksoid aşılar (Vücuda bağışıklık kazandırmak için aktif olmayan bakteriyel toksinleri kullanan aşılar) için bakteriyel ürünleri inaktive etmek için kullanılır. Ayrıca, üretim sırasında aşıya bulaşabilecek istenmeyen virüsleri ve bakterileri öldürmek için de kullanılır. Çoğu formaldehit, paketlenmeden önce aşıdan çıkarılır.
  • Monosodyum glutamat (MSG) ve 2-fenoksi-etanol, aşının ısıya, ışığa, asitliğe veya neme maruz kalması durumunda değişmeden kalmasına yardımcı olmak için bazı aşılarda stabilizörler olarak kullanılır.
  • Timerosal, potansiyel olarak zararlı bakterilerin aşıya bulaşmasını ve büyümesini önlemek için birden fazla doz içeren ve civa içeren bir koruyucu maddedir

MMR Aşısı ve Otizm: Nereden Çıktı?

İngiltere’deki Royal Free Hastanesi’nde bir gastroenterolog olan Andrew Wakefield, 1998 yılında başka doktorlar ile birlikte tıp dergisi olan The Lancet’te bir vaka dizisi yayınladı. Bu makalede, kendi hastası olan 12 çocuktan 8’inin MMR (Kızamık – Kızamıkçık – Kabakulak Kombine Aşısı) aşılanması ile bağlantılı olma ihtimali olan bir dizi mikrobun mide ve bağırsak sisteminde bulunduğunu ve bunun çalışmaya katılan çocuklarda var olan yaygın gelişimsel bozukluklar (otizm) ile bağlantılı olabileceğini ileri sürdü. Makalenin diğer yazarlarının çalışmanın aşıların otizm ile bağlantılı olduğuna dair bir veri sunmadığını kabul etmesine rağmen, Andrew Wakefield  çalışmanın yayınlanması ile gelen ani ün ve medya etkileşimini bir pop star gibi kullanarak, çalışmada olmayan sonuçları varmış gibi gösterdi ve bu şekilde çocuklarının sağlını her şeyden daha çok önemseyen ebeveynleri zayıf noktalarından vurarak, bir kamuoyu yaratmak ve bu işten zengin olmanın peşine düştü. Dünya çapındaki tüm ebeveynler ama özellikle de çocukları Otizm Spektrum Bozukluğu’ndan (OSB) muzdarip olan ebeveynler bu habere tabiri caizse “atladı” zira aradıkları suçlu sonunda bulunmuştu. Modern tıbbın genetik faktörler dışında bir neden sunamadığı OSB için Dr. Wakefield onlara suçlayabilecekleri, saldırabilecekleri ve hatta dava açabilecekleri bir hedef vermişti: İlaç şirketleri.

Ancak Dr. Wakefield için işler umduğu gibi gitmedi, makalenin yayınlanmasından 2 yıl sonra Andrew Wakefield’ın doktorluk lisansı iptal edildi ve yazmış olduğu makale Lancet dergisinden kaldırıldı. Yapılan ayrıntılı araştırmada, Andrew Wakefield’ın sonuçları çarpıttığı, çocuklara etik kuralların çok ötesinde bir takım testler yaptığı, kendi hipotezini doğrulamayan test sonuçlarını dikkate almadığını (Aynı çocuğa yapılan 5 kan testinde 4 negatif ve 1 pozitif sonuç çıkmasına rağmen, diğer 4 negatif sonuca çalışmasında yer vermemesi gibi) ve hatta orijinal çalışmada yer alan çocukların çoğunda, semptomlarının MMR aşısından çok önce ya da çok sonra başladığı da ortaya çıkarıldı.

Sonuç: MMR Aşısı Otizme Neden Oluyor Mu?

Hayır. Kesinlikle olmuyor. Wakefield’ın tüm dünyada sansasyon yaratan makalesinden sonra şu ana kadar bunu ispatlamak için milyonlarca dolar para harcandı ve yapılan çalışmaların hiçbirinde, OSB ile MMR aşıları arasında en ufak bir bağlantı dahi bulunamadı. Cochrane Collaboration tarafından yürütülen son sistematik derleme, milyonlarca çocuğu kapsayan 31 çalışmanın verilerini analiz etti ve MMR ile otizm arasında bir bağlantı olduğuna dair bir kanıt bulunmadığı sonucuna vardı. Aynı şekilde, 2003 yılında, kapsamlı bir gözden geçirme sonrasında Dünya Sağlık Örgütü, MMR aşısının otizme yol açtığını gösteren hiçbir kanıt olmadığını bildirdi. Son olarak, MMR aşılaması başladığından bu yana OSB ile aralarında somut bir korelasyon olduğuna dair hiçbir veri yok.

Aşılardaki Alüminyum

Alüminyum 

Alüminyum, aşılarda bir antijene karşı bağışıklık tepkisini arttıran bir aşı bileşeni yani bir yardımcı madde olarak kullanılır. Alüminyum fosfat ve alüminyum hidroksit, ticari aşılarda kullanılan en yaygın yardımcı madde türleridir. Aşılarda bulunmasının sebebi de budur: Vücudun aşıya verdiği bağışıklık yanıtını güçlendirmek. Ayrıca, bebekler bu aşılardan aldıkları alüminyumdan çok daha fazlasını anne sütünden de alıyorlar, evet yanlış okumadınız anne sütünde de alüminyum var.

Alüminyum ve Otizm Bağlantısı

Bu bilimsel olarak var olmayan bağlantı genel olarak alüminyumu “hangisi tutarsa” bakış açısıyla göğüs kanserinden, otizme kadar bir çok şeyle ilişkilendirmeye çalışan Christopher Exley’in de içinde olduğu bir grup bilim insanı tarafından öne sürülüyor. Bu çalışmaların ana sponsoru da dünyada aşı karşıtlığı ile tanınan ve bu tür çalışmalara oldukça yüksek bedeller ödeyen Children’s Medical Safety And Research Instute (Çocukların Tıbbı Güvenliği ve Araştırma Enstitüsü) isimli bir kuruluş.

Christopher Exley, aşılardaki alüminyumun otizme yol açtığını iddia ettiği makalesinde, 10 tane otistik çocuğun beyin dokusunda yaptığı araştırmanın sonuçlarını sunuyor ve bu çocukların beyin dokularında bulunan alüminyum miktarlarını otizme neden olarak sunuyor. Bilimsel ve genel bir sonuca varmak için 10 deneğin oldukça düşük ve yetersiz bir sayı olmasını geçersek, Exley’nin makalesinde esas eksik olan şey sonuçların karşılaştırılacağı bir “kontrol grubu”. Yani, otizmli olmayan benzer yaştaki ve koşullardaki çocukların beyinlerindeki alüminyum olup olmadığını, varsa da ne kadar olduğunu bilmeden, bu çalışmada bulunan alüminyumun hiçbir bilimsel anlamı ve değeri bulunmuyor. Yabancı kaynaklar tarafından da gayet yerinde tespit edildiği gibi, “Bu çalışmada çocukların beyin dokularında alüminyum kola kutusu bulunmuş olsa dahi bunun bilimsel bir geçerliliği yok.” Bununla beraber, bu çalışmada gözlemleri etkileme ihtimali olan olası çelişkili verilere ve sonuçları etkileme ihtimali olan hastaların çevresel verilerine dair hiçbir bilgi yok. Dolayısıyla, hiçbir bilimsel standardı sağlamayan bu makalenin bilimsel bir veri sunma ihtimali de söz konusu değil. Ya da şöyle diyelim, bu makalenin herhangi birisinin herhangi bir tıbbi konuda  “Bence bu böyle” demesinden temelde hiçbir farkı yok.

Aşılardaki Civa

Civa

Civa, yer kabuğunda, havada, toprakta ve suda bulunan ve doğal olarak oluşan bir elementtir. İnsanların maruz kalabileceği iki çeşit civa vardır: Metil civa ve etil civa. Bu ikisinin etkileri birbirinden çok farklıdır.

Metil civa, belirli balık türlerinde bulunan civa türüdür. Yüksek dozda maruz kalındığı zaman, metil civa insanlar için toksik (zehirli) olabilir.

Etil civa ise, vücuttan metil civaya göre çok daha hızlı atılır ve o yüzden bir zarara sebep olma olasılığı çok daha düşüktür.

Aşılarda kullanılan civa, etil civa içeren timerosal maddesidir. Bakteri ve mantar gibi mikropların büyümesini önlemek için birden fazla doz içeren aşılara timerosal eklenir. Bir aşıya mikropların bulaşmış olması ciddi lokal reaksiyonlara, ciddi hastalıklara veya ölüme neden olabilir. Bazı aşılarda, mikrop gelişimini önlemek için üretim sürecinde timerosal dahil olmak üzere başka koruyucu maddeler de eklenir. Timerosal vücutta uzun süre kalmaz, bu yüzden birikmez ve zararlı seviyelere ulaşmaz. Timerosal vücuda girdiğinde, etil civa ve tiyosalisilat olarak parçalara ayrılır ve daha sonra kolayca vücuttan atılır.

Civa ve Otizm Bağlantısı

Aşılarda koruyucu madde olarak kullanılan civanın (timerosal) o dozda otizm dahil herhangi bir hastalığa yol açtığında dair hiçbir bilimsel veri bulunmamaktadır. Aksine, 2004 yılında yapılan bir bilimsel çalışmada, “Kanıtlar, timerosal içeren aşılar ve otizm arasında nedensel bir ilişkinin varlığının reddedilmesi gerektiği yönündedir” sonucuna varılmıştır. Yine benzer şekilde, 9 farklı çalışmanın sonuçlarının karşılaştırıldığı bir diğer çalışmada ise, timerosal ile otizm arasında hiçbir bağlantı bulunamamıştır.

Aşılardaki Diğer Katkı Maddeleri

Yukarıda ilk bölümlerde de değinildiği üzere, aşılarda bulunan katkı maddeleri oldukça düşük dozda bulunur ve genel sağlığa bir zararları yoktur. O maddeler olmadan aşıların güvenli ve sağlıklı bir şekilde üretilmesi, saklanması ve kullanılması mümkün değildir. Bununla beraber, bu katkı maddelerinin otizm veya benzeri bir hastalığa neden olma ihtimalleri de bilimsel açıdan söz konusu değildir. Bu konuda 2013 yılında yapılan bir çalışma, aşılardan ilk 2 yıl boyunca alınan antijenlere (aşılardan alınan ve vücudun hastalıklarla savaşan antikorları üretmesine neden olan maddeler) baktı. Sonuçlar, otizmi olan ve olmayan çocuklarda alınan antijenlerin sayısının aynı olduğunu ortaya koydu.

Sonuç

Yukarıda da ayrıntılı bir şekilde bahsedildiği üzere ne aşılarda bulunan alüminyumun, ne civanın, ne de diğer koruyucu maddelerin otizm veya başka bir hastalık oluşturma riski yoktur. Aşıların bazı yan etkileri olabilir ancak bunlar çok ender görülür, geçicidir ve asla otizm gibi bir hastalığa neden olmazlar. Aşılar piyasaya çıkmadan önce yıllar süren test aşamalarından geçerler ve halk sağlığını bu kadar yakından ve direkt ilgilendiren bir konuda hiçbir ilaç şirketinin veya devletin böyle bir risk almayacağını lütfen aklınızdan çıkarmayın.

Çocuğunuza o veya bu nedenden olması gereken aşıları yaptırmadığınız zaman, sadece kendi çocuğunuzun değil, tüm toplumun sağlığını riske attığınızı ve böyle bir kararı verme hakkınızın da olmadığını dikkate alın. Zira, aşılama oranları belli bir seviyenin altına düştüğü zaman o hastalıkların yeniden ortaya çıkma riski çok yükselir ve zamanında o hastalığın aşısını olmuş çocuklar dahil olmak üzere, yaşlılar ve bağışıklık sistemi baskılanmış herkes risk altına girer. Düzgün takibi yapılan bir aşılama programı sayesinde artık neredeyse hiç görmediğimiz çocuk felci, difteri, boğmaca, kızamık gibi hastalıkların yeniden ortaya çıkması risk grubundaki yüz binlerce çocuğu ve yetişkini öldürebilir veya sakat bırakabilir.

Yazının içeriğini faydalı buldunuz mu?

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Scroll Up
Menü başlıklarının alt başlıklarını görmek için yanlarındaki oklara basabilirsiniz.